Tüm camları açık arabanın radyosundan dışarı doğru yayılarak tarlalarda yankılanan hafif bir melodi yükseliyordu. “Aşk, öyle bir büyü ki…” diyordu yumuşacık bir ses, ruhlara seslenerek. Aşkın büyüsünü tüm dünyaya anlatmaya çalışıyordu. Sakin, sessiz bir sonbahar akşamı, yollar mı ona eşlik ediyordu yoksa şarkı mı bilemeden arabayı hızla sürerken, uzaklarda yeni batmış güneşin son kızıllıkları da yarına kadar hüzünlü bir hoşça kal bırakıyorlardı gökyüzünde.
Aşk denilince genç kadının aklına bin türlü duygu geliyordu. Geçen bir şair, “Aşk kuşkuyu barındırır mı?” diyordu. Bu dizeleri duyduğunda, hüzünle gülümseyerek, “Aşk neyi barındırmaz ki? diye cevap vermek istemişti şaire.
Gözlerinden yaşlar süzülüyordu hiç farkına varmadan. Yine o büyük aşkı gelmişti gözlerinin önüne. Sahi, aşk ne demekti?
Aşk, sevdiğinin gelmekte olduğunu hissederek birdenbire uykudan uyanmaktı mesela. Ya da onu her gördüğünde yüzünde güller açmasıydı. Herkese ve her şeye karşı koruma isteğiydi sevdiğini. Yaptıklarını affetmek, elini tutmaktı olanca sevginle. Kızdın mı da tam kızmaktı hatta biraz nefret barındırarak. Dediği saatte gelmeyince kuşku duymaktı onun seni sevdiğinden. Ya da geç gelmesine kendince türlü mazeretler aramaktır kalbinin en derinlerinden. Başına bir şey gelmiş midir endişesiyle saatlerce pencere önünde beklemekti mesela. Evde olmadığı anlarda deli gibi özlemek, yanında olduğunda kendini göklere çıkmış gibi hissetmekti. Seni sevdiğini her söylediğinde ya da gözlerine her baktığında o gözlerde kendini aramaktı. Bu kadar sevdiğin insanı bazen de yerlere fırlatıp atma, incitme, hırpalama, doğduğuna pişman etme isteğiydi aşk. Kıskançlıktan gözün kararınca, içinden gelen her türlü kötü sözü söylemek, yüzünü gördüğünde hiçbir şey olmamış gibi gülümseyebilmekti aşk. Üzüldüğünde teselli edebilmekti, yorgun olduğunda pamuklara sarmaktı, hasta olduğunda sabahlara kadar başında bekleyebilmekti aşk.
Genç kadın, tüm bu düşüncelerle şehrin dışındaki evine doğru arabasını sürerken “Kendisini çok incittim ama bugün gelir mi acaba? Biliyor, kendisini çok sevdiğimi, çok aşık olduğumu, o nedenle bazen aşkından kuşku duyduğumu ve hırpalamak istediğimi biliyor. Seviyorsa gelir.”
Arabayı evinin önüne park ettiğinde sadece sessizlik karşıladı onu. Ağır ağır evine doğru yürürken hala düşünmeye devam ediyordu. “Gelecek misin?”
12 Ocak 2026
BU YAZILARIMI DA BEĞENEBİLİRSİN.

KATEGORİLER
BÜLTENE KAYDOL
Her hakkı saklıdır © betuleren.net
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit. Autem dolore, alias, numquam enim ab voluptate id quam harum ducimus cupiditate similique quisquam et deserunt, recusandae.