Biber Dolması

Ev kadınları ve yemek yapmak...

Ellerindeki malzemeyle ev halkının yiyeceği en güzel yiyecekleri oluşturmak...


Her kadın, masaya getirdiği yemeğin yüzlerde gülümseme yaratmasını ve ağız dolusu bir teşekkür alacağını düşler. Zor yemekler vardır, kolay yemekler vardır. Ama ille de elinin lezzeti geçer o yemeklere. Öyle derler eskiler. “Eli lezzetliydi.” Ne demektir bu diye düşünürüm bazen. Herhalde sevgisini yemeklere katmaktan bahsediyorlar.


Hele ki biber dolması yapımı... Biber dolması yapan bir kadın her şeyden önce iyi bir planlama yapmak zorundadır. Biber ve içi hiç artmadan dolmaları doldurabildiyseniz, bir rahatlama hissedersiniz Nasıl güzel bir malzeme planlamasıdır bu! O gün dolma çok güzel olacaktır, hissedersiniz. Neden derseniz dolmanın içi hiç artmamıştır da ondan.


Dolma yaparken annemi seyrederdim önceleri. Her bir biberi eline alıp, içini temizlemesini, özenle yıkamasını ve sırayla yanındaki kaba sıralamasını. Önce biberler hazırlanırdı. Sonrasında, içini hazırlardı ayrı bir özenle. Hepsi hazır olunca da sıra doldurma faslına gelirdi. Şimdilerde ben yemek veya evdeki işleri yaparken hep bir şeyler dinliyorum. O zamanlar, yani annemin gençlik yıllarında sadece radyo var. Hatta o da sabit, belki de salonda duran bir lambalı radyo. Bizler internet sayesinde müzik dinlemeyi de yorum dinlemeyi de, hatta bazen izlemeyi de çok kolayca hallediyoruz. Annem ve onun yaşıtları, o yıllarda yemek veya ev işi yaparken ne dinlerdi yerine ne düşünürlerdi acaba diye merak ediyorum. O yemekleri yaparken akıllarından neler geçerdi, neler hayal ederlerdi? Ya da hayal etmek yerine yarının işlerini, yapılacak yemekleri mi sırayla koyarlardı zihinlerinde?

Bir seremoniydi yemek yapmak. Diyelim ki; biber dolması yapmak biraz daha kolay, ya sarma yapmak? O asma yapraklarının tek tek hazırlanması, içinin ayrı hazırlanması ve masada tek tek özenle, kalem gibi sarılan dolmalar, patlamadan pişirilmesi, hiç dağılmadan servis edilmesi, bunların hepsi ayrı ayrı bir sanat.

Bizim ailemiz kalabalık bir aileydi ve masaya sekiz kişi otururduk. Annem bu kadar insana her akşam iki üç çeşit yemeği sevgiyle nasıl güzel sunardı... Misafirimiz de hiç eksik olmazdı. Bereketi daha çoktu galiba o sofraların... Neşeyle yenen yemekler, sonrasında edilen masa başı sohbetleri ve en sonunda içilen bir fincan kahvesiyle özlenen günler...

Bir biber dolmasından yola çıktık, eski sofralara, o sofraların bereketine kadar geldik... Hepimizin hayatları sevdikleri yemekler gibi lezzetli yaşansın... “Yaşadık ama tadı da damağımızda kaldı...” diyelim.

14 Mart 2026

BU YAZILARIMI DA BEĞENEBİLİRSİN.

POPÜLER YAZILARIM

Bülten

Web sitemdeki yeniliklerden haberdar olmak için bültene kayıt olun!

KATEGORİLER

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit. Autem dolore, alias, numquam enim ab voluptate id quam harum ducimus cupiditate similique quisquam et deserunt, recusandae.