Bugün bütün çiçeklerin kokusu doldu burnuma. Güzel, hoş kokulu olanlar da vardı hiç duymak istemediğim kokulu olanlar da. Çiçeklerden zihnim birden insanlara geçiş yaptı ve her ikisi eşleşmeye başladılar. Çiçekler ve nisanlar, işte bu yazı böyle doğdu. Bakalım hangi çiçekler bana hangi insanları anımsatmış?
Tüm bahar hatta yaz mevsiminin ilk ayları boyunca, dağları taşları, tarlaları kaplayan papatyalar geldi gözlerimin önüne ilk olarak. Hoyratça kullanılan, sonra da kaldırılıp bir kenara atılan ve asla hatırlanmayan insanlar gibi. Bir tarla dolusu papatya gördük mü mutlu oluruz olmasına da nedense hemen onları koparmak geçer içimizden.
Güller, güzelliğinden emin kadınlar gibi, mağrur, renkli ve muhteşem. Fazla yakınlaşmaya başlarsan dikenleriyle mahveder seni. Renklerine göre anlam verilmiş, şarkılara türkülere konu olmuş, kokularıyla baş döndüren o güzelim güller. Her bir yaprağı binlerce acı da barındırır, aşk fısıltıları da.
Hercai Menekşelere gelince, ben onları akıllı insanlara benzetirim. Doğru, dosdoğru bir yol tutturmuş devam ederler. Ne size aldırırlar ne çevreye. Onlar görev insanıdır. Açarlar, görevlerini yaparlar ve yerlerini yeni gelen menekşelere bırakarak solarlar.
Ah o laleler… Bir devre adını vermiş, kısacık ömürlerinde bu dünyayı ben yarattım der gibi yaşayan efsanevi çiçekler ve onlar gibi insanlar. Sanki sadece bir kaç günlük ömrüm var zaten şu dünyada, ne yaşarsam yanıma kar kalacak, bir günün beyliği beylik diye düşünürler.
Yaseminleri kendine has kokusu ile sohbetleri çok etkileyici insanlara benzetirim. Yaz gecelerinin bahçelerinde sere serpe otururken sohbetleri ve kahkahalarıyla bir şölen yaratırlar bizim için.
Karanfiller, genelde canınız sıkkın ve bıkkın olduğunuzda siz toparlayan güzel insanlar gibidir. Öyle bir şekilde yanına çeker ki sizi neye üzüldüğünüzü bile unutacak hale gelirsiniz. Karanfiller, dost insanlardır. Ağırbaşlı ve vakur…
Mineler, bahar geldiğinde çimenlerin arasında boy göstermeye çalışan minik varlıklar. Ben onları neşe kaynağı çocuklara benzetirim. Nasıl çocuklar olmazsa dünyanın neşesi kaybolursa, kırları kaplayan mineler de olmasaydı, neşemiz eksik kalırdı biraz.
Akşam sefaları gece insanları gibidir. Sadece akşamdan akşama açar, tıpkı bir meyhanede sohbeti koyultan, her bir anlatısı ile hayatınıza bir anlam katan ve sabahın ilk ışıklarıyla birlikte meyhanelerdeki masalar nasıl boşalır herkes evine giderse, akşam sefaları da öylece içlerine kapanırlar bir sonraki akşama kadar.
Orkide, yalnızlığı yaşayan kadınlar gibidir. Kalabalıklara katılmaz, derdini de neşesini de içten içe kendi kendine yaşar. Kimseye katılmaz, karışmaz, kimse de onun yanına yanaşamaz, çekinir ve korkar. Yine de herkes onun ne kadar asil ve zarif olduğunu bilir.
Ya ıtır kokularına ne demeli? Özellikle baharda tarlaları kaplayan iç açıcı, mücadeleci insanları çağrıştıran kokularıyla onları görmesen bile çevrende var olduklarını bilirsin, her zaman.
Ayçiçeklerine gelince, tarlaların görkemli sarı süslerini her zaman ışığa yüzünü dönen insanlara benzetirim. Karanlığı asla yanlarına bile sokmazlar. Hep aydınlıktan yana, hep doğru ve güzeli ararlar sanki. Bazı insanlara da yanlış yaptırmak imkansızdır. Tıpkı ayçiçekleri gibi.
Ah o tarlaların zarif ve güzel süsleri… Narin gelincikler. Tıpkı incecik kırılgan ve hem etrafındakileri kırmaktan korkan hem de kendi kırılmamak için herkese son derece nazik davranan insanlar gibi değiller mi? Koparıldıkları anda sararıp solar ve içinizden yükselen bir şefkatle onları sarıp sarmalamak istersiniz.
Nilüferler, çok şey görmüş geçirmiş ve zaman zaman bataklıklarda kalmış insanlar gibidir. Sizin kendisini anlamanıza bile izin vermek istemezler. Çamurun içinde yaşamalarına, kötü bir hayat sürmelerine rağmen üzerlerine bir parça çamuru bile bulaştırmazlar.
Kaktüsler, canı yanmış, korkmuş, ürkmüş ve etrafına bir zırh gibi dikenlerini örtmüş insanlar gibidir. Eğer onların içine ruhuna temas etmeyi başaracak olursanız bambaşka bir güzellikle şaşırtırlar sizi.
Her ne kadar saksı çiçeği olsalar da sardunyalar, beklenmeyen zamanlarda açan çiçekleriyle armağan gibidir. Her koşulda yaşamayı başaran bazı insanlar gibi. Kışın en soğuk günlerinde bile dayanırlar. Soğuk almazlar. Belki de onları evsiz insanlara benzetebiliriz. Yılmadan, yorulmadan yaşamak için mücadele eden.
Bizler belki de çiçeklerde kendimizi gördüğümüz için bu kadar severiz onları. Her bir çiçekte kendimizden ve çevremizden bir parça buluruz. Her biri bir dostumuzu anımsatır, ardında mutlaka bir iz, bir koku veya bir renk bırakan…
Sahi, siz hangi çiçeksiniz?
BU YAZILARIMI DA BEĞENEBİLİRSİN.

KATEGORİLER
BÜLTENE KAYDOL
Her hakkı saklıdır © betuleren.net
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit. Autem dolore, alias, numquam enim ab voluptate id quam harum ducimus cupiditate similique quisquam et deserunt, recusandae.