Bir programı dinlerken sorulardan biri dikkatimi çekti. Diyordu ki;
“Dünyada en son sen kalmış olsaydın; yalnız, yapayalnız, neleri yapmaya devam ederdin?”
Neleri yapmaya devam ederdim gerçekten? Bir şeyler yer içer miydim mesela? Ya da uyumaya mı çalışırdım sımsıkı gözlerimi yumup? Ya da ne işim var bu dünyada, ben de geçip gitseydim keşke diye mi düşünürdüm?
Bir süre bulduğum yiyecek ve içeceklerle beslensem dahi onların da sonunun geleceğini bilmek ürkütür müydü beni? Çünkü, bu işin sonunda aç kalmak da var. Zırıl zırıl aç kalmak.
Dünyada yapayalnız olduğunu bilince, etraftan birilerinden kötülük geleceğinden hala korkar mıydım? Ya da nasılsa dünya üzerinde artık kimse yok diye müthiş bir rahatlık mı duyardım?
Radyo açayım desem, radyo yok, çalışmıyor, televizyon da öyle. İnternet yok. Sosyal medya da yok. Kitap okuyayım bari desem, evlerde o kadar az kitap kalmıştı ki… Hadi bir kaç gün onlar beni idare etti diyelim ki ya sonra?
Şu anda ne yaparak vakit geçiriyorsam artık hiçbirini yapamaz hale geldiğimi fark ettim.. Boş, bomboş günler ve saatler bekliyor beni…
Acaba insan bu kadar boş kalınca delirir mi? Belki de…
Ölmeyi ister mi? Belki de…
Bir canlıyla karşılaşabilmek, onunla birlikte yaşayabilmek için neleri feda ederdim?
Dinlediğim programdaki katılımcılardan biri “Ben sabahları sporumu yapmaya devam ederdim.” deyince, yüksek sesle güldüm. Hem de uzun süre. Neden spor yapmak o kadar önemliydi onun için? Sağlığını mı korumaya çalışıyordu? Bedenini mi? O derin yalnızlığın içinde akıl sağlığını da spor yaparak koruyabilir miydi?
Bazı şeyler hemen değil de yavaş yavaş insanın kafasına dank eder herhalde.
Mesela;
Sevdiğim insanlar yok artık…
Hayallerim de yok…
Hedeflerim de…
Para, pul, şan, şöhret hiçbirinin önemi kalmadı.
“Gel beraber iki laf edelim…” diyebileceğim dostum da yok.
Daha birkaç gün önceydi. Gökyüzüne bakıp, ne kadar yalnız olduğumu düşünüyordum. Yalnızlığın ürkütücü olduğunu ve evrende yalnız olduğumuzu fark ettiğim günlerden biriydi. Oysa mutlak yalnızlığı henüz tatmamıştım. O fark ettiğim yalnızlıksa, bu yaşadığım neydi?
Hiçbir hayvan da kalmamış dünya yüzünde. Tek tük bitki örtüsü var sağda solda. O bitkilerde kısa bir süre sonra yok olacak. Solacak…
Ama binalar, yollar, bütün yapılar, köprüler filan hepsi duruyor. Eskiden okuduğum bir kitapta diyordu ki dünya böyle bir durumda bir süre sonra kendini yenilemeye başlıyormuş.
Dünya bir gün kendini yenilerdi belki. Ama ben, bunu görecek kadar uzun yaşayamazdım.
O gün çok çarpıcı bir şekilde anladım ki dünyada yaşamak için birbirimize ihtiyacımız vardı…
28 Mayıs 2026
BU YAZILARIMI DA BEĞENEBİLİRSİN.

KATEGORİLER
BÜLTENE KAYDOL
Her hakkı saklıdır © betuleren.net
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit. Autem dolore, alias, numquam enim ab voluptate id quam harum ducimus cupiditate similique quisquam et deserunt, recusandae.