Ev mi Yuva mı?

Nereye gidersiniz her akşam, her gün, her iş çıkışında?


Evinize mi yuvanıza mı? 

Bu soru size garip gelebilir ama bir durup düşünmek gerekmez mi? 


Ev nedir, yuva nedir?

Ev, herkesin sahip olduğu, duvarları, tavanı, kapıları, pencereleri olan bir yapı. Bazen bir müstakil bina, bazen bir apartman dairesi, bazen de görkemli bir villa… Peki herkesin sahip olduğu ne demek? Yani, parası olan, ya da kirasını ödeyecek mali durumu olan herkes bir ev sahibi olabilir. Anahtarınız vardır ve sadece size aittir o anahtar. Sizden başka kimse o eve izniniz olmadan giremez. Bu insana bir yandan hem güven verir hem de sonu gelmeyecek bir yalnızlık duygusu.

Ya yuva? Orada bir evin sahip olduğu her şey vardır. Ama bir de fazlaları vardır. İşte o evi yuvaya çeviren de o fazlalardır aslında. Bunlar bazen kapıyı açtığınızda bir koku olarak yansır size, yuvanız bir şeyler kokar. Siz kokar, sizin sevdikleriniz kokar ve daha kapıdan girerken anlarsınız ki yuvaya gelmişsinizdir. 

Sadece o da değil, bir koku tek başına yuvayı tanımlamaz. İçinde sizi bekleyenler vardır. Bu bazen sevdiklerinizdir, sevgiliniz, eşiniz, çocuklarınız ya da anneniz, babanız ve kardeşleriniz… Yuvaya döndüğünüzde zili çalıp da kapının açılışını duymak bir ayrıcalıktır. Bilirsiniz ki orada sizi bekleyen birileri vardır. Bazılarımız için anahtarla evinin kapısını açmak büyük bir özgürlüğü ifade ederken, bazılarımız kapının açılmasından sonsuz bir mutluluk duyarlar. Yuva, sadece bir adresten ibaret değildir hiçbir zaman. Yuva kalbimizin ta kendisidir. Eve geç kaldığınızda biri varsa sizi merakla camda kapıda sessizce bekleyen, o ev, artık bir yuvaya dönmüştür. 

Hepimiz çocuktuk bir zamanlar, sokaklarda oynayan, akşamları annesi tarafından çağrılarak ayakları biraz da geri geri giderek evine giden çocuklar… O zamanlar bilir miydik derseniz, benim için hayır. O gittiğimiz yer sadece evimizdi. Ne zaman anladım acaba oranın bir yuva olduğunu?

Eve geldiğimizde mutfaktan gelen yemek kokusu muydu evi yuva yapan?

Ya da girdiğimiz evde bir yaşamın sürdüğünü  gösteren sağda solda bulunan eşyalarımız mıydı?

Üzüldüğümde ya da  sevindiğimde kendimi üzerine attığım o sıcacık, sevgili yatağım mıydı?

Duvarda asılı fotoğraflar mı ya da çok sevdiğim rock şarkıcılarının posterleri miydi?

Sayfaları açık olarak baş ucumdaki komidinin üzerine bırakılmış kitabım olmasın?

Belki de bir köşeye fırlatılmış terliklerimdi bana bunu düşündüren.

Hayır!

Bunların hiçbiri tek başına bana evi yuva gibi hissettirmiyordu. Asıl önemli olan, oranın bana ait olduğunu bilmekti. 

İşte ev ve yuva arasındaki en önemli fark, belki de buydu. Herkes bir ev sahibi olabilir ama yuva için satın alma kelimelerini kullanmayız. Çünkü yuva, emek verilerek kurulur. Kolay olmaz bir evi yuvaya çevirmek. Bazen çok uzun zaman ister, bazen de bir anda döner bir ev yuvaya. Yani, bu tamamen bize bağlı. Ne istediğimize. Yeter ki isteyelim, yeter ki emek verelim, yeter ki ilmek ilmek örelim sevgiyi birlikte. Zamanı paylaşalım, aynı anıları hatırlayıp gülelim, odaların birinden bir replik fırlayıversin, ya da bir kahkaha yükselsin kapı girişinden, gelen bir yolcuyu karşılayan neşeli insan sesleri taşsın pencerelerden.

Yuvamızın çok güzel olması, malikane gibi olması da değildir önemli olan. İçimize sinmesi, bizi sarmalaması, benim olduğunu  hissettirebilmesidir. Belki de birbirine değer veren insanların varlıklarıdır öncelikle. 

Bazen şartlar öyle gerektirir ve yuvayı terk edersiniz. Artık yeni yuvalar kurma zamanı gelmiştir. Bunlar bazen farklı şehirlerde olur, ya da farklı ülkelerde. Herkes kendi yuvasının peşinde koşturur, çaba harcar, emek verir. Eski yuvalarında geride yapayalnız kalanlar da olabilir. Ya da kimsecikler kalmamıştır eski yuvalarımızda. Sadece içimizi sızlatan o eski anılar kalmıştır geride. Pek  dönen olmaz eski yuvalarına. Bazen içilen bir fincan kahvede, hep birlikte yenilen bir yemekte, anlatılan bir anıda, bir sokaktan geçerken, bir şarkıda, okunan bir kitapta buluruz onları. “Ah Yuvam,” sözleri dağlayarak geçer içimizden…

Sonrası mı? Zordur anlatmak. Çok zor…

Ev ile yuva arasındaki fark, o kadar derin ki tam olarak anlatabildim mi bilemiyorum. Tek bir cümle ile şöyle açıklayabilirim. Galiba bana göre ev,  sadece barındığım yer, yuvaysa beni en iyi anlatan, kendimi bulduğum yer diyebilirim.

Herkesin gönlünce bir yuvaya sahip olması temennisiyle…

12 Haziran, 2026

BU YAZILARIMI DA BEĞENEBİLİRSİN.

POPÜLER YAZILARIM

Bülten

Web sitemdeki yeniliklerden haberdar olmak için bültene kayıt olun!

KATEGORİLER

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit. Autem dolore, alias, numquam enim ab voluptate id quam harum ducimus cupiditate similique quisquam et deserunt, recusandae.