Kır Zincirlerini

Genç adam pencerenin önünde oturuyordu. Dışarıda dünya hızla akıp giderken içinde zaman inadına ağır ağır akıyordu. Elindeki çay çoktan ılımıştı. Buna rağmen kupayı bırakmadan  elindeki  kitabı okumaya çalışıyordu. Buna okumak denmezdi. Sadece okumaya çalışıyordu. 

Sayfaları çevirdikçe yüzü giderek değişmeye başladı. 

Önce kızgınlık geçti gözlerinden. Ardından yoğun bir sis gibi şüphe kapladı beyninin her bir kıvrımını. Sonrasında mutsuzluk geldi ve en sonunda içinde büyüyen korkunç bir acı. Bu satırlarda ne okumuştu  onu da bilmiyordu. Gözleri kitaba sabitlenmişti ama bakışları bomboştu. İçinde yükselen acı, öyle sıradan bir acı değildi. Sanki biri midesine soğuk demirden bir kelepçe geçirmiş gibi hissediyordu. Nefes aldıkça sıkılan, içine işleyen bir kelepçe.

Birden yüzü duyduğu acıdan buruştu.

İki büklüm oldu vücudu. 

Bu fiziksel bir ağrı değildi. Daha eskiydi. Daha derindi. İnsanın bedeninden çok ruhunu ezen türden bir acıydı bu.

Yıllar öncesine gitti. 

O acıyla tanıştığı, ilk hissettiği güne.

Henüz kaybetmenin ne olduğunu anlayamayacak yaştayken anne ve babasının bir anda yok oluşuna…

O günü hiçbir zaman gerçekten unutamamıştı. Sadece üstünü örtmüştü hislerinin. İçinde büyüyen boşlukla birlikte yaşamayı öğrenmişti o kadar.

Peki, o acı ne zaman susmuştu?

Hatırlayamıyordu.

Yoksa hiç susmamış mıydı? Sadece çok derinlere mi gömmüştü onu?  Çünkü şimdi, yıllar sonra, o ilk günlerdeki mide bulantısı içinden yeniden yükseliyordu. Tanıdıktı o hisler. Eski bir düşman gibi çıkıvermişti karşısına.

“Niye tehdit altında hissediyorum kendimi?” diye düşündü.

Bulantı büyüdükçe büyüdü.

Bir konuşabilse ya da bağırabilse  geldiği gibi geçecekti. Yıllardır içinde tuttuğu o düğüm çözülürdü belki de.

Duyguları yerine kelimeleri kusabilir miydi?

Avazı çıktığı kadar yüksek sesle:

“Gitmeyin, beni yalnız bırakmayın…” diyebilseydi.

Ama diyememişti işte.

İçinde biriken her şey zamanla çürümüş, karanlıklaşmıştı. Yıllardır kendine yönelttiği öfke, artık kim olduğunu bile unutturacak kadar ağırlaşmıştı.

Tam o sırada oda titremeye başladı. Sonra da odadaki eşyalar.

Önce sandalye.

Sonra pencerenin önündeki tül.

Masanın üzerindeki içinde soğumuş çay duran bardak.

İnce bir uğultu yükseldi. Ardından çatırdamalar duyuldu.

Depremdi bu!

Bulantısı bir anda kesiliverdi.

Duyduğu acı da.

Yerine yalnızca ilkel bir his geldi. Ölüm korkusu…

Dua etmek istedi ama edemedi. Ağzı kupkuruydu. Evde yalnızdı.

Deprem başladığı gibi birdenbire durdu.

O korkunç sessizlikte zihni ona başka bir kapıyı açtı.

Sonunda olanca çıplaklığıyla yıllardır kendinden gizlediği gerçeği görüyordu.

Onu yalnız bıraktıkları ve gittikleri için yıllardır anne babasının ölümüne kızıyordu.

Şimdi net bir şekilde  fark ediyordu ki  öfkesinin asıl sebebi başkaydı.

Kendisineydi  öfkesi…

Çünkü o gün arabada çok konuşmuştu. Çok hareket etmişti. Anne ve babasının dikkatini dağıtmıştı. Sonra bir an… Sadece bir an…

Kaza olmuştu.

Arabaları  şarampole yuvarlanmıştı.

Kendisi arabadan dışarı fırlamıştı.

Anne ve babası ise yanan aracın içinde kalmıştı.

Gözlerini sımsıkı kapattı.

O anı tüm çıplaklığıyla yeniden yaşadı. Çocukluğunun korkusu, suçluluğu, çaresizliği bedenine geri döndü.

İşte o korkunç acı böyle doğmuştu.

Ama bu kez farklı bir şey oldu.

Bu kez acıdan kaçmadı ve ilk defa keşfettiği bu anıların ruhunun içinden geçmesine izin verdi.

Yıllardır içinde paslanan zincirler, tek tek sessizce kırılmaya başladı.

Bir anda hafiflemeye başladı.  

Ne ağzındaki kekremsi tat kalmıştı ne de içini bir ahtapot gibi saran o karanlık duygular.

Sadece sessizlik vardı artık.

Özgürlük ağır ağır ona yaklaşıyordu. 

Yavaşça ayağa kalktı.

Kitabı masanın üzerine bıraktı. Anahtarlarını aldı.

Kapıya yönelirken uzun zamandır ilk kez gerçekten acı duymadan nefes alabildiğini fark etti.

Bugün, yıllardır taşıdığı yükü geride bırakmıştı.

Bitmişti.

Gün, zincirlerini kırma günüydü...

BU YAZILARIMI DA BEĞENEBİLİRSİN.

POPÜLER YAZILARIM

Bülten

Web sitemdeki yeniliklerden haberdar olmak için bültene kayıt olun!

KATEGORİLER

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit. Autem dolore, alias, numquam enim ab voluptate id quam harum ducimus cupiditate similique quisquam et deserunt, recusandae.