Bilim kurgu filmleri giderek gerçek olmaya başladı. Önceleri telefon, saat, gözlük falan gibi üzerimizde taşıdığımız ve çabucak teknolojinin her türüne ulaşabildiğimiz cihazlarımız vardı. Bence çok da uzak olmayan bir tarihte bu aletleri kullanmamıza da gerek kalmayacak. İlerleyen zaman içerisinde, belki de gönüllü olarak bu özellikleri taşıyan teknolojinin vücudumuza sızmasına izin vereceğiz. Bu gelişmeler hem heyecan verici, hem de ürkütücü. Benim güzel, yeşil dünyam, giderek distopik bir dünyaya doğru mu evriliyor? Geçen gün bir programda dinlemiştim teknolojinin vücudumuzun içine sızmaya başladığı bu sürece bilim dünyasında "Transhümanizm" deniyormuş.
Henüz üniversitede okurken, bilgisayarlar oda büyüklüğündeydi. İş hayatım süresince, bilgisayarlar önce masamızda yer aldılar kısa bir süre sonra da laptoplarla tanışmıştık. Hele internet sonrası akıllı telefonlarla her an mobil olmaya başladığımızda, çok özgürleştik sanırken, aslında nasıl da ipsiz zincirsiz teknoloji hepimizi esir almıştı.
Tansiyon ve şekerimizi ölçmek için şu anda aletler kullanırken, belki de yarın Neuralink gibi bağlantılarla ya da deri altına yerleştirilen çiplerle artık o aletleri kullanmaya da gerek kalmayacak. Düşünce hızıyla internete bağlanmak, çok çeşitli dillerle konuşabilmek, ya da bir kulaklık vasıtasıyla konuşulan her dili anlamak ya da cevap vermek mümkün olacak. Her gün sağlıkla ilgili bir teknolojik gelişme duyuyoruz. Örneğin, doğuştan görmeyenler için görmenin mümkün olacağı, felçli bir insanın robotik kollarla hareket kabiliyetine yeniden kavuşacağı gibi.
Herkesin ağzında dilden dile dolaşan bir söz var. 2030 yılına kadar dayanın. Sonrasında ömürler uzayacak. Biz yaşlanırken, ömrümüzün uzaması ne kazandıracak çok anlam veremesek de, ne kaldı ki 2030 yılına?
Tabii tüm bu gelişmeler olurken, bir yandan da insan düşünmeden edemiyor, beyinlerimizdeki chipler hacklenirse ve bizi birileri kontrol etmeye başlarsa ya da bu tip teknolojiler sadece belli insanlara sunulacak olursa ve sıradan insanlara hiçbir hak tanınmazsa ne olacak diye. Yani, tüm bunların sonucunda, yeni bir sınıf ayrımı doğar mı? Belki de bizi sanal gerçeklikle falan oyalarken hepimize hibrit bir yaşam dayatarak sadece teknolojinin esiri köleler haline de getirebilirler. Kim bilir?
Kararı siz verecek konumda olsaydınız, bu sınıf ayrımında hangi grupta yer almak isterdiniz? Sıradan insanlar mı yoksa süper insanlar mı?
13 Ocak 2026
BU YAZILARIMI DA BEĞENEBİLİRSİN.

KATEGORİLER
BÜLTENE KAYDOL
Her hakkı saklıdır © betuleren.net
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit. Autem dolore, alias, numquam enim ab voluptate id quam harum ducimus cupiditate similique quisquam et deserunt, recusandae.