Bugün ne çok kar yağmıştı İstanbul’da. Hep bir ümitle iş yerlerinin tatil olmasını beklemişlerdi ama okullar tatil edilmiş, işyerleri için bir açıklama yapılmamıştı. Neyseki fabrika iki saat erken tatil etmişti iş yerini. Buna rağmen, bu büyük şehirde trafik hele böyle cılgın kar yağan günlerde daha da zorlaşıyordu. Neredeyse saat akşam dokuz olmuş ve şimdiden ıssızlaşmış sokaklardan geçerek zar zor evine gelmişti Hasan.
Anahtarıyla kapısını açtı, sıcacık evine girdi. Oldum olası kapıyı anahtarıyla açmaktan nefret ederdi ve hep isterdi ki kapıyı çaldığında ona kapıyı açan birisi olsun evde. Babası da hep kızardı. “Hanım, sen bu çocuğu çok şımartıyorsun, bir gün biz olmayacağız artık yanında. Kendi açacak kapısını, kendi girecek evine…” derdi. Annesi yalvaran gözlerle babasına bakar ve sessizce elini ağzına götürerek susmasını isterdi. “Biliyorum bey, biliyorum. Bir gün artık bizler olmayacağız ama hiç olmazsa bizler sağken yaşasın bu saltanatı. Karışma…” diye yalvaran bir sesle cevaplardı kocası.
Annesi ve babası, masayı hazırlar ve o gelmeden asla akşam yemeklerini yemezlerdi. Yemek biter bitmez ince belli bardaklarda annesinin daha önceden demlediği çayı da içerler daha sonrasında günün nasıl geçti ile başlayan kısa bir sohbet yapılır ve Hasan, yorgun argın televizyonun karşısındaki koltuğa otururdu. Televizyon kanalları arasında kısa bir gezinti yaparken, bir kaç bardak çayını daha içer ve ne zaman uykuya daldığını bilemeden uykuya dalardı. Annesi sessizce yanına gelir, sevgiyle oğlunu süzdükten sonra, üstüne bir battaniye örter, elinden kumandayı alır ve salonun küçük ışığını yanık bırakarak odadan çıkardı. Hasan, bir süre sonra uykusundan uyanır ve odasına giderdi.
“Bugün ne kadar zordu.” diye düşündü Hasan. Nihayet evine ulaşmıştı ama yemeğini hazırlayacak bile hali yoktu. Öylece üstü başıyla koltuğa yerleşti. Her akşamki gibi kanallar arasında kısa bir tur bile yapamadan uyku onu esir almıştı. Bir süre sonra, uykusunun arasında annesinin yumuşacık hareketlerle, üzerine bir battaniye örttüğünü hissetti. Hafifçe gülümseyerek, “Sağol Anne…” dedi.
11 Ocak 2026
BU YAZILARIMI DA BEĞENEBİLİRSİN.

KATEGORİLER
BÜLTENE KAYDOL
Her hakkı saklıdır © betuleren.net
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit. Autem dolore, alias, numquam enim ab voluptate id quam harum ducimus cupiditate similique quisquam et deserunt, recusandae.