Merhaba… Bu yaşta podcast kanalıma hoş geldiniz!
“Hey! Bu yaşta podcast de neymiş demeyin, dinleyin, karar verin, beğenirseniz
de beni takip edin.
Bugünkü konumuz ne mi? Hadi, sizi WhatsApp evrenine ışınlıyorum!
Evet evet, o meşhur WhatsApp gruplarımıza... Hepimizin içinde kaybolduğu, bir
girenin bir daha çıkamadığı gruplar var ya hani. Sahi, sizin kaç grubunuz var? 5
mi? 10 mu? 15 mi? Yoksa “grup bağımlısı” seviyesinde 30 küsur mu? Ben bu
podcasti hazırlamadan önce büyük bir cesaretle saydım: Tam 25 tane grubum
var! Hepsi de aktif, maşallahı var. Hatta bazıları hiperaktif! Hani bir mesaj
geliyor, ikinci gelmeden diğeri yetişiyor… Bildirim manyağı oluyorsunuz ya, işte
onlardan..
Gruplarımın çoğu sessizde tabii. Zil sesinden gına geldi de artık. Sadece oğlum,
eşim ve kardeşlerimin bulundukları gruplar hariç. Onlar çlingsız olmaz! Gecenin
bir köründe; sesiyle uyanıp telefonun ekranına boş gözlerle bakmak...
Ah o an! Eminim ki hepimiz yaşamışızdır.
Şüphesiz en kıymetliler: aile grupları. Gelinlerin asla dahil olmadığı, damatların
baş tacı olduğu grupları diyorum. Sabahın yedisinde gelen günaydın mesajları,
dualar, çiçekler, böcekler… Bazen o kadar çok çiçek geliyor ki, grup seraya
dönüyor inanın.
Ve tabii... Birbirinden habersiz aynı kişilerin olduğu farklı gruplar. Aman dikkat!
Yanlış gruba giden bir mesaj? Hop, ortalık karışır. "O mesaj kimeydi?" diye
başlayan sorgu, mini bir mahkeme süreciyle sonuçlanabilir.
Gruplarda bazı dostlarımız var, onlar sadece sessiz izleyici... FBI gibiler. Sadece
izlerler, mesaj atmaz, emoji bile göndermezler. "Neden cevap vermedin?"
dersiniz, "Gördüm ya!" diye sizi bir de azarlayabilir. Öte yanda, her mesaja illaki
bir cevap vermek zorunda hissedenler de var. "Tamam", "Evet", "Aynen".
"Hahaha" bombardımanına tutar grubu. Asla durdurulamazlar. Onlar her
konunun uzmanı, bilirkişileridir. Allahtan ki gruplardaki sayıları birkaç kişiyi
geçmez.
Mesela benim bir lise arkadaşları grubum var. 17 yaşında kalmış gibi davranan
bir grup dolusu yetişkin! Nostalji, makara, goygoy… Biri çıkıp “Ya matematik
hocasını hatırlıyor musunuz?” desin yeter, herkes sıraya girer. Hoca hakkında
kim ne biriktirmişse döker. Platonik aşklar, yaşlanmayı kabullenememeler,
torun torba sahibi olup hâlâ liseli tripleri yapanlar… Grup resmen bir zaman
makinesi!
Bir de tabii ki iş yeri grubu... Ayyy orası da ayrı bir evren. Geçmiş zamanda
yöneticiler mesajlarını nasıl iletirlerdi unuttum bile ama şimdilerde
yöneticilerimizin mesajlarını anında, saniyesi saniyesine ulaştırabildiği
mükemmel(!) bir kanal. Mesaj gelir gelmez herkes like moduna geçer. Gördün
ama yazmadın mı? Geçmiş olsun, o an yöneticinin gözünde sessiz direnişçi
olarak fişlendin.
Ve olmazsa olmaz: apartman grubu! Yani, yeni moda dijital komşuluk bağlarına.
“Merdiven lambası yanmıyor”, “Çöp alınmamış”, “Zil bozuk”... Hepsi burada
konuşulur. Hele bir de yöneticiniz asker emeklisiyse… Aidat ödemeyenler canlı
yayında teşhir edilir, saniye saniye!
Eskiden komşular birbirinin kapısını çalardı, şimdi herkes birbirinin cebinde.
Eğer grup sessizde değilse, gecenin bir yarısı, bir mesaj sesiyle irkilir herkes.
Kimse ne olduğunu bilmez ama fikir yürütmede herkes yarışır birbiriyle ve
hemen yazışmalar başlar:
Ay ne oldu?
Sokaktaki gürültü de neyin nesi?
Sokakta değil apartmanda.
Hırsız falan mı?
Ben yeni uyandım.
Ne olduğunu bilen var mı?
Böyle böyle devam eder. Bir heyecan ki sormayın gitsin. Taaa neden sonra,
kedinin apartmandaki kutuları devirdiği anlaşılana kadar böyle bir muhabbet
döner. Sonrası anlaşılır ve tekrar sessizleşir ortam.
Sokaktaki esnaf bir gün dükkanını geç açsa, hemen sorgu sual. Herkes birbirine
sorar. Hasan amcaya ne oldu? Başlar muhabbet:
Ne olmuş?
Hasta mıymış?
Rengi de soluk gibiydi.
Yok ya, eşi hastaydı sanırım.
Kapatacak diye duydum ben.
Birisi Hasan Amcanın dükkanını az önce açtığını bildirene kadar bu muhabbet te
böyle döner durur.
Kimi sokaktaki kedi ve köpekleri dert eder, kimi apartmanların önüne bırakılan
çöpleri, kimi apartmana önüne her akşam park edilen arabanın kime ait
olduğunu. Çektiririm arabayı diyenler mi ararsın, komşudur yapmayın diyenler
mi… Oy oy oy… Her bir grup bir başka alem. Her birinden bir dizi çıkar, roman
yazılır.
Sırada ne mi var? Eeee, tabii ki ebeveyn grupları. Önce yuva, sonra ilkokul,
sonra lise filan diye çocuk büyüdükçe gruplar da isim değiştirir. Eski gruplar da
yaşamaya devam eder.
Biri “çocuğum her gece uyanıyor” yazsın, herkes uzman kesilir:
Ay bizimki de!
Buhar yaptın mı?
Biz limonlu su içiriyoruz
Ben başına sakinleştirici müzik açıyorum.
Herkes bilgisini ortaya koymaya çalışır. Anlatırlar da anlatırlar. Sonrasında da
başlarlar, Sen iyi bir annesin, merak etme bunlar geçici… Geçici, gör de bak! 3
yaş sendromudur, 7 yaş sendromudur, ergenlik başlıyordur, seni mi özlüyor
acaba? Hep bundan… Bilirim ben! Bilirler…
Oysa siz belki de sadece, gece uyandığında süt versem mi diyecektiniz, o kadar.
Bir başka grup ta son zamanların en moda gruplardan biri. Kitap kulüpleri…
Önce çok kalabalık bir grup olarak başlanır, sonrasında sadece 8-10 kişi arasında
dönüp duran yazışmalara dönerler. Grup üyelerinin çoğu zaman işleri vardır,
çocukları hastadır, eşine zaman ayırması gerekiyordur, misafir gelecektir derken
bir de bakarsınız ki tavsamış gitmiş. Kitap belirlendikten sonra okuyanlar bir ya
da iki kişiyi geçmez. Diğerleri mi? Ya filmini izlerler, ya da kimseye çaktırmadan
kitap özetlerini okurlar. Eee haklı ama yani, kim okuyacak o kadar kalın kalın
kitapları? Di mi ama?
Bunu demeden geçemeyeceğim vaktiyle bir akrabamızın kurduğu “Akrabalar
Arası yemek tarifleri Paylaşım Grubu” var ki, yıllardır kimin irmik helvası daha
güzelden bir adım öteye geçemediler.
Çeşit çeşit insan var gruplarımızda. Bazısı hiç susmaz, roman yazar. Bazısı cümle
bile kuramaz, emojilerle hayat anlatır ve her grupta o meşhur her şeyi bilen
biri mutlaka vardır. Grip olsan doktor, sınavın kötü geçse öğretmen, çocuğun
ağlasa pedagogtur. Ya bir de deprem olursa? Hemen Jeoloji profesörü kesilir
mübarek.
Gruplarda ne konuşulduğu mu? Birkaç konu dışında her şey konuşulur da şu üç
konu hariç. Siyaset, futbol ve din.. Aman aman… Onlar yasak. Direkt gruptan
atılma sebebi. En iyisi kedi-köpek videosu paylaşmak, herkesin en sevdiği.
Evet, her birimizin böyle grupları var ve içinde sınıflandırıldıkça artan insan
kalabalıkları. Herkes şikayetçi olur, çok mesaj geliyor diye sızlanır, vakit kaybı
diye söylenir söylenmesine de tüm bunlara rağmen çıkmak da istemezler.
Grupların içinde pasif agresif bir şekilde yaşamaya devam ederler. Hiç kimse
whatsapp olmayan bir yaşamı düşünemez, hele telefonundan silmeyi, aklından
bile geçiremez.
Ve işte en can yakıcı konu: Çıkılamayan gruplar! Orada olmak istemezsin ama
çıkarsan “Ay ne oldu da çıktı şimdi?” diye dedikodu başlar. Sessize almak tek
çare ama kalpten kalbe bir “beni buradan kurtarın” çığlığı atarsın.
Yani sevgili dinleyici, WhatsApp grupları resmen biziz! Bizi anlatıyor, halimizi,
huyumuzu, ruh halimizi gözler önüne seriyor. Aslında tüm bu gruplar… bizim
küçük evrenlerimiz.
Gülüyoruz, sinir oluyoruz, görmezden geliyoruz ama vazgeçemiyoruz.
Çünkü o gruplarda biraz biz varız.
Biraz nostalji, biraz dedikodu, bolca emoji...
Haftaya ne konuşalım?
Whatsapp gruplarında yönetici olmak olur mu mesela? Bu özellik sizce
sorumluluk mu, yoksa lanet mi?”
Dilerseniz, yorumlarınızı, en komik grup anılarınızı bana yollayın!
Belki sizin hikâyeniz de haftaya yayında olur.
Haftaya görüşmek üzere, hoşça kalın.
BU YAZILARIMI DA BEĞENEBİLİRSİN.

KATEGORİLER
BÜLTENE KAYDOL
Her hakkı saklıdır © betuleren.net
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit. Autem dolore, alias, numquam enim ab voluptate id quam harum ducimus cupiditate similique quisquam et deserunt, recusandae.