Yazmak

Yazmak


Bazen sözcükler birbirini takip eder, hiç beklemeden yazarsın aklına birbiri peşi sıra dizilen kelimeleri. Bazen de sadece beklersin gelsin de dilimden kalemime dökülsün düşüncelerim diye. Bugün işte öyle günlerimden biriydi. Gelmiyor. zorluyor beni. O gün aklıma Haldun Taner’le ilgili Ferhan Şensoy’dan dinlediğim bir anekdot geldi.  Şöyle dermiş  yazar:

“Bir marangoz her sabah nasıl dükkanını açıp işinin başına geçerse, bir yazar da aynen o marangozun dükkanını açması gibi, masasının başına, defterinin veya daktilosunun başına oturmalıdır. İlham gelsin diye beklemesine gerek yoktur. Etrafına bakar ve sadece o gün gördüklerini yazar. Ben, her sabah balkona oturur ve ne görüyorsam onu yazarım böyle günlerde. Bazen bu yazdıklarımı daha sonra kullanırım da.” 

Üstat böyle demişse, vardır bir bildiği deyip, ben de önce pencereyi açıp sokağa baktım. Çocuklar okuldan dönüyorlar güle oynaya. Kimi servislerle dağıtılmayı bekliyor, kimi arkadaşlarıyla şakalaşarak yürüyor. Özgürlük onların artık. Eminim akıllarınca, “Ah bir de akşam yapılacak dersim olmasaydı” diye geçiriyor. Karşıdaki bakkala akşam ekmeğini getirmiş ekmekçi. Yaşlı bir kadın ağır ağır elinde torbasıyla gezmeden dönüyor belli. Sokağın köşesinde üç beş adam toplanmış hararetle bir şeyler konuşuyorlar. Bir taksi hızla sokağa giriyor ve bir kaç apartman ileride durup beklemeye başlıyor. O sırada bir genç kızla erkek arkadaşı, birbirlerine hayran hayran bakarak önümden geçiveriyorlar. Yavaş yavaş önce sokağın ışıkları, sonrasında önce tek tük, sonra sırayla evlerin ışıkları yanmaya başlıyor. Sokak akşam telaşesi ile evlerine koşturan mahalleliyle doluyor birden. 

Demin üzerime çöken karamsarlıktan eser yok. Haklıymış üstat. Demek sadece bir pencereden dışarı bakmak bile hareketlendiriyormuş insanın zihnini. Sanki bir hücum başladı. Kelimeler diziliveriyor birbiri ardına. Artık camı kapatıp, masamın başına geçme zamanı gelmiş. 

“Hadi öyleyse, yazalım bakalım; Benim sevgili kahramanım,  bir türlü çözemediği kördüğümden acaba nasıl kurtulacak?”

Heyecanla bilgisayarının başına oturur. Bakışları gelecekteki henüz yazılmamış bölüme kitlenmiş, parmakları hızla hareket etmeye başlamıştır bile harflerin üzerinde:

“Yıllardır süregelen arkadaşlığı sayesinde o kadar yakından tanıyordu ki onu….”


9 Ocak 2026

BU YAZILARIMI DA BEĞENEBİLİRSİN.

POPÜLER YAZILARIM

Bülten

Web sitemdeki yeniliklerden haberdar olmak için bültene kayıt olun!

KATEGORİLER

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit. Autem dolore, alias, numquam enim ab voluptate id quam harum ducimus cupiditate similique quisquam et deserunt, recusandae.